Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefatının 6. Yıl Dönümünde gazeteci Hasan Karakaya için düzenlenen anma programına katıldı. Haliç Kongre Merkezi’ndeki programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanvekili ve Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş katıldı.
Erdoğan programda yaptığı konuşmasında, "Esas mesele şan, şöhret makam sahibi olmak değildir. Mesele milletimizin ‘Allah razı olsun’ duasına layık olma. Mesele bu fani dünyada adam gibi yaşamak, son nefesimizi de bir Müslüman olarak vermektir" şeklinde konuştu.
Erdoğan, salonda bulunan gençlere seslenerek, "Gençler Hasan Ağabeyinizi iyi tanıyın, bunun hakkını TÜGVA olarak dört dörtlük verin" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üç kuruşluk dünya menfaati için zulmü alkışlayanlardan, darbecilere şirin görünmek uğruna ‘bırak git’ çağrısı yapan korkaklara prim vermemiş, gazeteciliğin haysiyetini son nefesine kadar korumuştur. Ne söylemişse, ne söyleyecekse hesapsız söylemiş, ucu nereye varacak diye hesaplamamış, korkmamış, sinmemiş, adam gibi adam olmuştur" ifadelerini kullandı.
"ANA MUHALEFET, ONLARIN HEPSİ HASAN KARDEŞİMİN ARKASINDAN NAL TOPLAR NAL"
Erdoğan, "Cumhuriyet mitinglerinde, gezi olaylarına, 17-25 Aralık girişiminde, çukur terörüne kadar Türk demokrasisine yönelik tüm saldırılara cesur duruşu ve güçlü kalemiyle milletin mücadelesine koşulsuz destek verdi. Türkiye’nin önünü açacak, milli iradeyi güçlendirip, vesayeti geriletecek, ekonomik bakımdan ülkemizi hak ettiği yerlere taşıyacak her türlü adıma sahip çıktı, hamleyi teşvik ve takdir etti. Özellikle başkanlık sistemi ile ilgili söyledikleri Hasan Karakaya’nın siyasi ufkunu ve vizyonunu göstermesi açısında son derece mühimdir. Hani şimdi muhalefet var ya, ana muhalefet, onların hepsi Hasan kardeşimin arkasından nal toplar nal. Hasan Karakaya dobra bir kalem olmasının yanı sıra gazeteci kılıklı terör sevicilerine ve tetikçilerine eyvallah etmeyen bir polemik ustasıydı. Fikir, sanat ve yayın hayatımıza musallat olan bu alanı kendi tapulu malı gibi gören zorbaların maskesini düşüren gerçek bir muharrirdi" şeklinde konuştu.
Erdoğan, "Gazetecilik ve köşe yazarlığı gibi bilgi, birikim, tecrübe yanında mangal gibi yürek de gerektiren melekelerde Hasan kardeşimizin eksikliği gün geçtikçe daha fazla hissediliyor. Burada sizlerle acı da olsa bir hakikati paylaşmak istiyorum; 2002’den itibaren Türkiye’de gerçekten tarihi bir dönüşüme imza attık. Tek parti zihniyetinin her 10 yılda bir tekrarlanan darbeler vasıtasıyla milletin iradesine vurduğu prangaları tek tek parçaladık. 28 Şubat müdahalesinin ürünü olan anti demokratik düzenlemelere ve uygulamalara, muhalefete rağmen hamdolsun son verdik. 10 yıllardır Demoklesin kılıcı misali milletin tepesinde duran ne varsa, milletimizle birlikte hepsini tarihin çöp sepetine attık. Bunların yanı sıra siyaset müessesesinin eski Türkiye bakiyesi vesayet kurumlarıyla ve darbeci gelenekle hesaplaşmasını da sağladık. Millete parmak sallayanlar vardı ya; millete parmak sallayanlar, milli iradeyi yok sayanlar, milletin vermediği yetkiyi kullanmaya heveslenenler bizim dönemimizde önce milletimizin vicdanında, sonra da bağımsız Türk mahkemelerinde mahkum oldular" dedi.
Erdoğan, "Her ne kadar CHP içinde 27 Mayıs’ı övenler, 28 Şubat’ı savunanlar, darbecilere alkış tutanlar, iktidarı sandık yerine yabancı güç odaklarına şirinlik yapmakta arayanlar, milletin inancıyla ve değerleriyle kavga edenler çıksa da, artık bunların hiçbir hükmü kalmamıştır. Milletimiz bu kifayetsiz muhterislere gücün, yetkinin ve egemenliğin bila kaydü şart kendisinde olduğunu son 20 yıldaki 15 seçimin her birinde açıkça göstermiştir" şeklinde konuştu.
"BU HABİS ZİHNİYETTEN KENDİSİNİ BİR AN ÖNCE KURTARACAĞINA İNANIYORUM"
Erdoğan, 15 Temmuz’a dikkat çekerek, "Basın yayın dünyamızda darbeci zihniyetle basın camiamızda samimi bir hesaplaşma yapılamadı. O günlerde gazete manşetlerinde darbeciler adına siyasete ihtar çekenleri, korundu, kollandı, hiçbir şey olmamış gibi pişkince köşe başlarını işgal etmeyi sürdürdü. Bu kalemşörler cumhuriyet mitinglerinden, gezi olaylarına, 17-25 Aralık’a, 15 Temmuz darbe girişimine kadar demokrasimize yönelik tüm girişimlerde tetikçilik yapmaktan geri durmadı. Gün oldu çapulcuları savundular, gün oldu teröristlere sözcülük ettiler, gün oldu Türkiye’yi karaladılar, gün oldu yabancı güçlere ülkemize müdahale çağrısı yaptılar. Ama her seferinde gizlemeye çalıştıkları faşist karakterlerini ellerine geçirdikleri ilk fırsatta ortaya dökmekten çekinmediler. 2023’e giden süreçte medyamızın bu iç hesaplaşmayı da yapacağına, bu habis zihniyetten kendisini bir an önce kurtaracağına inanıyorum. Ülkemiz, milletimiz adına içten bir temenni olarak burada özellikle bunu ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.
FAHRETTİN ALTUN, GAZETECİ HASAN KARAKAYA'NIN ANMA PROGRAMINDA KONUŞTU
İletişim Başkanı Fahrettin Altun da programda bir konuşma yaparak, "Büyüklerimizden öğrendiğimiz çok hikmetli bir düstur vardır, çok kıymetli bir söz vardır; ‘Allah ölümlerin güzelini versin’ diye. İşte Hasan Ağabey, bundan tam 6 yıl önce, güzel bir ölümle ayrıldı aramızdan. Vefatının hemen ardından, o gün köşe yazarlığı yaptığım Sabah gazetesinde Hasan Karakaya’yla ilgili bir yazı kaleme almıştım" diyerek yazısından şu bölümü okudu: "Hasan Karakaya ağabey Medine’de Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Yaptığı umrenin üzerinden 24 saat geçmemişti ruhunu teslim ettiğinde. Medine’de Mescid-i Nebevi’de ibadet ettikten, Hz. Muhammed’in s.a.v. kabrini ziyaret ettikten iki saat sonra vefat etti. Dostları ile hasbihal ettikten sonra, dostlarının arasında yumdu gözlerini. Dert sahibi bir insandı. Samimi bir Müslüman’dı. Hak bildiğini gür sedayla savunan bir yazardı. Zor zamanların adamıydı. Ama zor bir adam değildi. Yüce gönüllüydü. Durduğu yerde, menfaati namına değil, inandığı için dururdu. Ucuz hesaplara tamah etmezdi. Hasan ağabey, varlığı ile bulunduğu ortama neşe katan bir insandı. İlk kez hüzün kattı. Fakat varlığıyla değil, yokluğuyla yaptı bunu. Seveni kadar sevmeyeni de çoktu. ‘Herkes tarafından sevilen’ biri değildi yani. Çünkü o, mücadele ehliydi. Dava adamıydı. Mücadele içinde olduğu gayrı milli unsurların onu sevmesi düşünülemezdi. 12 Eylül’de darbecilerin karşısındaydı. 28 Şubat’ta laikçi yobazların… Terör örgütlerinin tehditlerine kulak asmadı. Paralel devlet yapılanmasının kirli stratejilerine hiçbir zaman teslim olmadı. Şer odaklarını ifşa etmek için elinden geleni ardına koymadı. Yeni Türkiye idealine gönül vermişti. Geldiğimiz noktadan memnundu. Ancak mücadelenin hiç bitmeyeceğini de biliyordu. Riyad’da, Mekke’de, Medine’de iki gün boyunca birlikteydik. Konuştuk, tartıştık, muhabbet ettik. En son, vefatından 2 saat önce gördüm onu. Beraber saf tuttuk. Sabah namazında Medine-i Münevvere’de buluşacaktık. Buluşamadık. Allah mekânını cennet eylesin."
Altun, "O gün bu satırlarla anlatmaya çalıştığım Hasan ağabey, bugün burada sizlerin katılımıyla, sizlerin huzurunda anarken esas itibariyle onun büyük ve güçlü Türkiye idealine, bu ideal çerçevesinde yaptığı hizmetlere referansla gerçekten kat ettiğimiz mesafeyi görüyorum. Ve bu kat ettiğimiz mesafe dolayısıyla rabbime hamd ediyorum. Hasan Karakaya nihayetinden bu dava için ömür vermiş bir insandı ve bu süreçte de hakkın, hakikatin yanında durdu. Cesur, güçlü bir kalem olarak varlık gösterdi. Milletin değerleri, inancı için kavga veren herkes gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşı oldu. Hem yaşarken, hem de ölümünün ardından Sayın Cumhurbaşkanımıza kendisine vefanın en güzel örneklerini sundu. Hasan Karakaya ağabeyi iyi bilirdik, iyilerden bilirdik Allah rahmet ettin, mekanı cennet olsun" diye konuştu.



























Yorum Yazın