MENU
  • DÜNYA
  • OTOMOBİL
  • MAGAZİN
  • KİTAP
  • DERNEK HABERLERİ
  • YEREL HABER
  • BELEDİYELER
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • ASTROLOJİ
  • RÜYA TABİRLERİ
  • YEREL HABERLER
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • ETKİNLİK TAKVİMİ
  • BİYOGRAFİLER
  • E-GAZETE
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • TAZİYELER
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • E-Gazete
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Firma Rehberi
  • Seri İlanlar
2 Yaka Haber
DOLAR44.2795
EURO50.5902
GR ALTIN7136.0
ÇEYREK3686.6
İstanbul
2 Yaka Haber
2 Yaka Haber
  • GÜNDEM
  • KARTAL
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • EĞİTİM
  • TEKNOLOJİ
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR SANAT
Kapat

Umutsuzca Umutlanmak

Ana SayfaYazarlarAslı ALABAZ
25 Aralık, 2019, Çarşamba 21:16 4342
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

Bir kuş cıvıltısı Aralık sonunda...  Hiç bekler misiniz  bu zamanda? Her şeyden farklı uyandım sabaha, dünün aynısı değildi yaşanılanlar. Bir umut yeşerdi örselenmiş yüreğimde. Bir telefon sesi genç bir delikanlı; “Buradayım bizim kız diyordu, sözümü tuttum hayata tutundum. “Benim çakır gözlü oğlum Samet’in sesiydi bu. Hayat dolu... Telefonu kapattığımda gülümseyerek   zamandaki  yolculuğa bıraktım kendimi. Başka  bir delikanlı belirdi gözümün önünde. Arabamın yanında oturmuş ona verdiğim kitabı okuyordu Diyarbakır’ın asi ayazına inat sayfaları çevirirken bir anda başını kaldırdı ve beni fark etti, ayağa kalktı birden, gülümsedi, tek kelime etmedi, yüzüme baktı kaldı öylece, minnet dolu bir ifadeyle. Sonra oturup kitabının sayfalarına karıştı yine. Arkama dönüp gidiyordum ki Leyla iniverdi okul merdivenlerinden atıldı hemen üzerime sarıldık doyasıya. “ Nasılsın?” dedim buğulu gözlerinde bir mana belirdi, çözemedim. Ellerimle çenesini tuttum, küçük kardeşi Murat’ı sordum. Ses yok... Baktı kaldı öylece. Sonra buğulu   bal sarısı gözlerini yavaşça indirdi tam kapanacaktı ki birden kayboldu Leyla. Onu aradım  durdum boşluğun ortasında, yoktu, arkama baktım  kitap okuyan Ali Rıza’ya soracaktım ki o da kaybolmuştu.

 

 Yukarıdan  gelen bir çığlık sesiyle irkildim. Kafamı kaldırdığımda pencereden bakan küçük bir kız gördüm, çaresizce  bakıyordu. Remziye’ydi bu! Seslendim. Bir el konuşmasın diye ağzını kapadı. Dev  gibi bir  siluet belirdi arkasında. Bakakaldım, çaresizce  izledik  birbirimizi, yitip gitmeden önceki son bakışı  tüm enerjimi çekmişti, yeni doğan gün kendini bulutlu bir sabaha bırakmıştı. İçim sızladı, derinlerdeki acıyı tarif et deseler edemezdim.  Her şey benim dışımda gelişmişti,  bana ise sadece tutmak için çabaladığım ellerin, ellerimden kayıp gidişi gerçeği kalmıştı.  Yaşananlar yüzümde bir tokat gibi patlarken sessizlik dağıldı birden. Uyandım... Gerçeğe uyandım! Bu rezil kötü dünya, çocuklarımı alıp götürmüştü. Toprak olmuşlardı birer birer... Kimi iftiraya uğramış kimi çocuk gelin olmak  istemediği için direnmişti bu hayata.  Bir kurşunun hayat bitirdiğini bilirdim de mavi renkli saten bir kravatın cellat olabileceğini bilmezdim çünkü bilmek istemezdim. Göçüp  gitmişlerdi işte...                                                         

 

Düşünüyordum, anın içine kapılıp gittikçe  gün kararıyordu; sabah, vaktini henüz doldurmamışken akşam karanlığı çökmeye başlamıştı sanki.  Bir umut değil miydi beni sabaha bağlayan hayal etmek bu kadar mı acıtırdı insanı...  Peki, şu an? Farklı  ve güzel şeyler mi yaşıyordu insanlar, anne ve babalar  hep mutlu muydu?  İnsanlıktan nasibimizi alarak  yaşasak fena mı olurdu? Ne olurdu ne? 

Ne olurdu yani Ceren, hastalıklı bir adamın kurbanı olmak yerine sahnede şu an dans ediyor olsaydı yahut Emine bir pazar kahvaltısının tadını kızıyla doyasıya çıkarsaydı. Fulya; yatağında mışıl mışıl uyusaydı da uyandığında yüzünde rahat bir uykunun izleri kalsaydı. Özgecan, Şule, Ayşe, Filiz ve daha... Maalesef  daha da fazla...  Ne olurdu gözlerimin önünden geçenler, duyduklarım   sadece rahatsız  bir uykunun kâbusundan ibaret olsaydı?                                                 

 

 Gün karanlığa çöktü. Gelecek olan yeni yılın ayak sesi kulaklarımı tırmalıyor. Endişeliyim artık yeni olan şeylerin güzellikleri getireceğinden. On beş yıl önce yaşanılanlarla  şu an arasında sadece zaman farkı var. Son aynı son! Gencecik çocukları, kadınları toprak çürütürken, adaletin olmadığı yeni bir yıl gelmesin varsın! Umut edelim demeyi bıraktım, daha gerçekçi adımlarla yaşamı anlamak ve anlamlandırmak istiyorum. Çok değil sadece  bir saatte günü bitirdim, üzerimdeki   eski yılların ağırlığı da cabası! Bu durumda 2020’den dünya adına iyi şeyler istemek çok da lüks sayılmaz aslında.  Yeni yıl, bu sefer gerçeğin güzelliğiyle  şaşırt bizi be! Oh be iyi ki geldin ne iyi ettin de geldin diyebilelim.  Umutsuzca umutlanmak benimkisi bilirim ama insanım işte yine umut ettim.

  

 

Aslı ALABAZ

    iletişime geç

    Aslı ALABAZ

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    Yazgülü Kayıkçı
    Yazgülü Kayıkçı İÇ SESİM ‘’DENGELER DEĞİŞİYOR SIKI TUTUNUN’’
    Nalan Pehlivan
    Nalan Pehlivan Dizi Seyretmenin Olumsuz Yönleri
    Dr. Çağlar Deniz
    Dr. Çağlar Deniz Bulalım Fatıma Ana
    Müslüm SÖYLER
    Müslüm SÖYLER Yollar yakınlaştı, kafalar karıştı…
    Prof. Dr. Caner Işık
    Prof. Dr. Caner Işık Muharrem Ayı, Orucu ve Yası Hakkında
    Kubilay Hünkar Uğurlu
    Kubilay Hünkar Uğurlu Alevilik Ayrı Bir Din midir?
    Sonay Kayıkçı
    Sonay Kayıkçı Koronaya yakalandığımda nasıl beslendim?
    Aslı ALABAZ
    Aslı ALABAZ Bir Olabilmek
    Yunus Gündoğdu
    Yunus Gündoğdu Elazığ Depremi
    2 Yaka Haber
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    2 Yaka Haber | Yazılım: Onemsoft