Geçen hafta perşembe günü, bir annenin kâbusuyla yüzleştim. Oğluma, herkesin gözü önünde ve üstelik kırmızı ışıkta geçen bir elektrikli scooter çarptı. Çok şükür ki verilmeyiş sadakamız varmış, büyük bir faciayı ucuz atlattık. Ama o an kalbime oturan o ağır korkuyu ve çaresizlik hissini tarif etmem imkânsız.
Bu benim teğet geçtiğim ilk tehlike de değil; daha önce kendim de benzer bir kazadan son anda kurtulmuştum. Bugün kendi evladımın başında patlayan bu sorumsuzluk, yarın bir başka annenin canını yakmaya devam edecek. Elektrikli scooter'lar ve bisikletler şehir hayatında giderek daha fazla karşımıza çıkıyor. Sokaklarda, parklarda ve akan trafiğin ortasında denetimsizce sürülen bu araçlar, evlatlarımızın hayatını her geçen gün daha fazla riske atıyor.
Burada kimseyi peşinen suçlamak istemiyorum. Amacım birilerini hedef göstermek de değil. Amacım, yaşadığımız olaylardan ders çıkarılması ve başka ailelerin aynı acıyı yaşamaması.
Özellikle çalışan annelerin gözü her an arkada kalıyor. Bizler ekmek kavgamızın peşindeyken, çocuklarımızın sokakta ne kadar büyük bir tehditle baş başa olduğunu bilmek vicdanımızı sızlatıyor. Ancak buradan ebeveynlere de seslenmek şart: "Aman çocuğum mutlu olsun, hevesini alsın" diyerek çocukları denetimsizce trafiğe ve parklara salmak büyük bir sorumsuzluktur. Çocuklarımız mutlu olsun derken, başkalarının ve kendi evladımızın hayatını karartmaya hakkımız yok. Çocuklarımızın nerede, nasıl ve hangi koşullarda bu araçları kullandığını bilmek zorundayız. Onlara yalnızca bir araç almak yetmez; trafik kurallarını öğretmek, güvenli kullanım alışkanlığı kazandırmak ve gerektiğinde yanlarında olmak gerekir. Bir çocuğu korumak, yalnızca onu sokağa göndermek değil; güvenli bir şekilde geri dönmesini sağlamaktır.
Benim bu konuda çok net ve kararlı bir düşüncem var:
10 yaş altındaki çocukların bisiklet kullanımı için yaşlarına uygun, güvenli alanlar ve ebeveyn gözetimi esas alınmalı.
10 yaşından 18 yaşına kadar elektrikli scooter kullanımında ise çok daha sıkı kurallar uygulanmalı; güvenlik ve zorunlu eğitim şartı getirilmelidir.
Bir anne ve bir gazeteci olarak açıkça ifade ediyorum: Türkiye’de elektrikli scooter kullanım yaşı, derhal motorlu taşıt ehliyet yaşı seviyesine çekilmelidir.
Sadece yaş sınırı yetmez; kurallara uymayanlara, kırmızı ışıkta geçenlere ve evlatlarını denetimsizce bu tehlikenin içine atan ebeveynlere yönelik caydırıcı yasal yaptırımlar uygulanmalıdır. Annelerin gözünün arkada kalmadığı, parkların ve sokakların yeniden güvenli olduğu bir düzeni sağlamak hepimizin ortak borcudur.
Bugün benim çocuğum şanslıydı. Peki ya yarınki çocuklarımız? Başka canlar yanmadan, başka evlere ateş düşmeden yetkilileri acil önlem almaya, aileleri de sorumlulukla davranmaya davet ediyorum. Çünkü hiçbir eğlence ve hiçbir ulaşım kolaylığı, bir çocuğun canından daha değerli değildir.















Yorum Yazın
Facebook Yorum